1. Genel Olarak Kasten Yaralama Suçu
Kasten yaralama suçu, ceza hukukunda en sık karşılaşılan suç tiplerinden biridir. Günlük hayatta “darp”, “kavga”, “bıçakla yaralama”, “yumruk atma”, “itme”, “tekmeleme”, “saç çekme”, “tokat atma” gibi ifadelerle anlatılan birçok olay, hukuki olarak kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilebilir. Ancak kasten yaralama yalnızca bir kişinin vücudunda görünür yara meydana gelmesiyle sınırlı değildir. Kişinin bedenine acı verilmesi, sağlığının bozulması veya algılama yeteneğinin etkilenmesi de bu suçun oluşması için yeterli olabilir.
Kasten yaralama suçunun temelinde, kişinin vücut dokunulmazlığının korunması vardır. Bir kimsenin bedensel bütünlüğüne bilerek ve isteyerek müdahale edilmesi, ceza hukuku bakımından yaptırıma bağlanmıştır. Bu müdahale bazen basit bir tokat, bazen yumruk, bazen kesici alet kullanımı, bazen de kişinin yere itilmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Hatta bazı durumlarda fail doğrudan mağdura temas etmese bile, mağdurun yaralanmasına neden olan bilinçli davranışları nedeniyle kasten yaralama suçundan sorumlu tutulabilir.
Kasten yaralama suçunda önemli olan yalnızca eylemin dış görünüşü değildir. Olayın nasıl gerçekleştiği, tarafların konumu, kullanılan araç, darbenin yöneldiği vücut bölgesi, mağdurda oluşan yaralanmanın derecesi, failin kastı ve olaydan sonra ortaya çıkan neticeler birlikte değerlendirilir. Bu nedenle aynı sözle anlatılan iki kavga dosyası, hukuken çok farklı sonuçlar doğurabilir. Bir dosyada basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama söz konusu olurken, başka bir dosyada nitelikli yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama veya öldürmeye teşebbüs tartışması gündeme gelebilir.
2. Kasten Yaralama Suçunda Korunan Hukuki Değer
Kasten yaralama suçu ile korunan temel hukuki değer, kişinin vücut dokunulmazlığıdır. İnsan bedeni, ceza hukukunun en temel koruma alanlarından biridir. Kişinin bedeni üzerinde kendisi dışında hiç kimsenin hukuka aykırı müdahalede bulunma hakkı yoktur.
Bu suçla yalnızca fiziksel bütünlük değil, aynı zamanda kişinin sağlık durumu ve algılama yeteneği de korunur. Çünkü bir kişiye zarar vermek her zaman dışarıdan görülebilen kesik, morluk veya kırıkla sonuçlanmaz. Kişinin ruhsal dengesinin bozulması, bilincinin etkilenmesi, algılama yeteneğinin geçici veya kalıcı şekilde zarar görmesi de yaralama suçu bakımından önem taşıyabilir.
Örneğin bir kişiye yumruk atılması sonucu burun kırığı meydana gelmesi açık şekilde bedensel zarardır. Ancak kişinin maruz kaldığı saldırı nedeniyle sağlık durumunun bozulması, psikolojik etkilenme yaşaması veya algılama yeteneğinin zarar görmesi de somut olayın özelliklerine göre kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilir.
3. Kasten Yaralama Suçunun Kanuni Yapısı
Kasten yaralama suçu Türk Ceza Kanunu sistematiğinde vücut dokunulmazlığına karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. Suçun temel şekli, başkasının vücuduna acı verme, sağlığını bozma veya algılama yeteneğini bozma şeklinde ortaya çıkar.
Kanun, kasten yaralamayı tek tip bir suç olarak düzenlememiştir. Yaralamanın ağırlığına, mağdurun kim olduğuna, fiilin hangi araçla işlendiğine, failin hangi saikle hareket ettiğine ve meydana gelen sonuca göre farklı hukuki sonuçlar öngörülmüştür.
Bu çerçevede kasten yaralama suçu genel olarak şu başlıklar altında incelenebilir:
Birincisi, temel kasten yaralama hâlidir. Burada mağdurun vücuduna acı verilmiş, sağlığı veya algılama yeteneği bozulmuş, ancak fiil daha hafif veya daha ağır özel bir nitelik taşımamıştır.
İkincisi, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralama hâlidir. Bu durumda yaralamanın kişi üzerindeki etkisi daha hafiftir ve suçun takibi bakımından şikâyet önem kazanır.
Üçüncüsü, nitelikli kasten yaralama hâlleridir. Suçun belirli kişilere karşı, silahla, kamu görevi nedeniyle, kamu görevlisinin nüfuzu kötüye kullanılarak veya canavarca hisle işlenmesi gibi durumlarda ceza ağırlaşır.
Dördüncüsü, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hâlleridir. Yaralama sonucunda mağdurun yüzünde sabit iz oluşması, yaşamının tehlikeye girmesi, organ işlevinin zayıflaması veya yitirilmesi, kemik kırığı meydana gelmesi ya da ölüm neticesinin ortaya çıkması gibi hâllerde daha ağır yaptırımlar gündeme gelir.
4. Suçun Faili
Kasten yaralama suçunun faili herkes olabilir. Bu suç özgü suç değildir. Failin belirli bir mesleğe, sıfata veya hukuki statüye sahip olması gerekmez. Herhangi bir kişi, başka bir kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal ederse kasten yaralama suçunun faili olabilir.
Ancak failin sıfatı bazı durumlarda cezanın artırılması bakımından önem taşır. Örneğin kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanarak yaralama fiilini işlemesi, nitelikli hâl kapsamında değerlendirilir. Aynı şekilde failin mağdurla aile bağı içinde olması, eş, boşanmış eş, üstsoy, altsoy veya kardeş olması da hukuki nitelendirme açısından önemlidir.
Fail tek kişi olabileceği gibi birden fazla kişi de olabilir. Bir kavga sırasında birden fazla kişinin mağdura birlikte saldırması hâlinde, her failin hangi eylemi gerçekleştirdiği, yaralanmaya hangi ölçüde katkı sunduğu ve birlikte hareket etme iradesinin bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.
5. Suçun Mağduru
Kasten yaralama suçunun mağduru yaşayan gerçek kişidir. Ölü bir kişiye karşı kasten yaralama suçu işlenemez; bu durumda başka suç tipleri gündeme gelebilir. Aynı şekilde tüzel kişiler, şirketler veya kurumlar kasten yaralama suçunun mağduru olamaz. Çünkü bu suç doğrudan insan bedenine, sağlığına ve algılama yeteneğine yöneliktir.
Mağdurun çocuk, kadın, yaşlı, hasta, engelli, kamu görevlisi veya kendisini savunamayacak durumda olan bir kişi olması, suçun hukuki niteliğini ağırlaştırabilir. Özellikle beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişilere karşı işlenen yaralama fiilleri, kanun tarafından daha ağır değerlendirilir.
Mağdurun kamu görevlisi olması da bazı durumlarda önem taşır. Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yaralanması hâlinde, sıradan bir kavga değil, kamu göreviyle bağlantılı nitelikli yaralama söz konusu olabilir. Burada belirleyici olan, saldırının mağdurun kamu görevi nedeniyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğidir.
6. Suçun Maddi Unsuru
Kasten yaralama suçunun maddi unsuru, mağdurun vücuduna acı verilmesi, sağlığının bozulması veya algılama yeteneğinin bozulmasıdır. Kanunda bu üç seçimlik hareketten birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Yani her olayda hem acı verme hem sağlık bozulması hem de algılama yeteneği bozulması birlikte aranmaz.
a. Vücuda Acı Verme
Vücuda acı verme, kişinin bedeni üzerinde fiziksel bir etki meydana getirilmesidir. Tokat atmak, yumruk vurmak, tekme atmak, saç çekmek, itmek, sıkmak, boğazını tutmak, sert bir cisimle vurmak, yere düşürmek gibi davranışlar vücuda acı verme kapsamında değerlendirilebilir.
Acı verme için mutlaka kalıcı iz veya ağır yaralanma gerekmez. Kişinin bedensel olarak acı hissetmesine neden olan hukuka aykırı müdahale, kasten yaralama suçunun oluşması bakımından yeterli olabilir. Ancak her temas da otomatik olarak kasten yaralama değildir. Günlük hayatın olağan akışı içindeki basit temaslar, itişmeler veya şakalaşma sınırındaki hareketler somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilir.
b. Sağlığın Bozulması
Sağlığın bozulması, kişinin fiziksel veya ruhsal sağlık durumunun zarar görmesidir. Kırık, çıkık, kesik, kanama, yanık, morarma, iç organ hasarı, bilinç kaybı, travma ve benzeri durumlar sağlık bozulmasına örnektir.
Sağlığın bozulması yalnızca dışarıdan görülebilen yaralanmalarla sınırlı değildir. İç kanama, beyin travması, sinir sistemi etkilenmesi, geçici bilinç kaybı, psikolojik travma veya saldırı nedeniyle gelişen ruhsal bozukluklar da somut olayın niteliğine göre yaralama suçu kapsamında değerlendirilebilir.
c. Algılama Yeteneğinin Bozulması
Algılama yeteneğinin bozulması, mağdurun çevresini, olayları veya kendi durumunu sağlıklı şekilde kavrama yetisinin zarar görmesidir. Bu durum geçici olabileceği gibi kalıcı da olabilir. Baş bölgesine darbe alınması, bilinç kaybı, sersemlik, zihinsel karışıklık veya ruhsal etkilenme gibi durumlar bu kapsamda gündeme gelebilir.
Bu unsur özellikle başa yönelik darbelerde, bayıltma, ilaç verme, kimyasal madde kullanma veya mağdurun bilinç durumunu etkileyen saldırılarda önem kazanır.
7. Manevi Unsur: Yaralama Kastı
Kasten yaralama suçunun oluşması için failin kasten hareket etmesi gerekir. Fail, mağdurun vücut dokunulmazlığına müdahale ettiğini bilmeli ve bunu istemelidir. Kast doğrudan kast şeklinde olabileceği gibi olası kast şeklinde de ortaya çıkabilir.
Doğrudan kastta fail, mağduru yaralamayı bilerek ve isteyerek hareket eder. Örneğin failin mağdura yumruk atması, bıçakla saldırması veya sopa ile vurması hâlinde çoğu zaman doğrudan yaralama kastı gündeme gelir.
Olası kastta ise fail, davranışının mağduru yaralayabileceğini öngörür; buna rağmen hareketine devam eder. Örneğin kalabalık bir ortamda ağır ve sert bir cismi mağdura doğru fırlatan fail, mağdurun yaralanabileceğini öngörmesine rağmen bu riski kabullenmiş olabilir.
Kasten yaralama suçunda failin öldürme kastıyla mı, yoksa yaralama kastıyla mı hareket ettiği uygulamada en önemli ayrımlardan biridir. Özellikle bıçak, tabanca, sert cisim, baş bölgesine darbe, hayati organlara yönelme veya saldırının yoğunluğu gibi durumlarda bu ayrım dikkatle yapılmalıdır.
Failin öldürme kastıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa artık kasten yaralama değil, öldürmeye teşebbüs gündeme gelir. Buna karşılık failin kastı yalnızca yaralamaya yönelikse, meydana gelen neticeye göre kasten yaralama veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri uygulanır.
8. Kasten Yaralama ile Öldürmeye Teşebbüs Ayrımı
Kasten yaralama suçunda en tartışmalı konulardan biri, fiilin kasten yaralama mı yoksa kasten öldürmeye teşebbüs mü olduğudur. Bu ayrım yalnızca mağdurun yaralanmasının ağır olup olmamasına göre yapılamaz. Asıl belirleyici olan failin kastıdır.
Failin kastı değerlendirilirken birçok ölçüt birlikte dikkate alınır. Kullanılan araç, darbenin yöneldiği bölge, darbe sayısı, saldırının şiddeti, taraflar arasındaki husumet, failin olaydan önce ve sonra söylediği sözler, saldırının devam edip etmediği, mağdura yardım edilip edilmediği, olay yerinin özellikleri ve failin eylemi kendiliğinden mi yoksa dış müdahaleyle mi sonlandırdığı önemlidir.
Örneğin mağdurun hayati bölgesine bıçakla birden fazla darbe vurulması hâlinde öldürme kastı tartışılabilir. Buna karşılık ani kavga sırasında tek yumruk atılması sonucu mağdurun düşerek yaralanması, olayın özelliklerine göre kasten yaralama kapsamında kalabilir. Ancak yumruk, tekme veya itme gibi eylemler de her zaman basit kabul edilemez. Mağdurun bulunduğu yer, düşme ihtimali, zeminin durumu, mağdurun yaşı ve sağlık durumu dikkate alınarak daha ağır sonuçlar gündeme gelebilir.
Bu nedenle uygulamada “tek darbe var, o hâlde öldürmeye teşebbüs olmaz” veya “bıçak kullanılmış, mutlaka öldürmeye teşebbüstür” şeklinde otomatik yorum yapılamaz. Ceza hukukunda nitelendirme somut olayın bütününe göre yapılır.
9. Basit Tıbbi Müdahaleyle Giderilebilecek Yaralama
Kasten yaralama suçunda en önemli ayrımlardan biri, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olup olmadığıdır. Uygulamada buna kısaca “BTM” denilmektedir.
BTM, yaralanmanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek derecede hafif olması anlamına gelir. Örneğin hafif kızarıklık, basit morluk, yüzeysel sıyrık, küçük çaplı ekimoz veya kısa sürede iyileşebilecek basit yaralanmalar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak BTM değerlendirmesi yalnızca yaranın dış görünüşüne göre yapılmamalıdır. Fiilin işlendiği koşullar, mağdurun bulunduğu yer, failin hareketinin doğurabileceği doğrudan sonuçlar ve olayın bütünlüğü dikkate alınmalıdır. Örneğin düz zeminde basit bir itme ile merdiven başında, uçurum kenarında veya cam kırıklarının bulunduğu bir yerde itme aynı şekilde değerlendirilemez.
Adli rapor, BTM değerlendirmesinde önemli bir delildir. Ancak hukuki nitelendirme yalnızca rapora bırakılmış değildir. Mahkeme, adli raporu dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir. Raporun eksik, çelişkili veya olayın niteliğini açıklamakta yetersiz olduğu durumlarda ek rapor alınması gerekebilir.
BTM kapsamındaki yaralama fiilleri kural olarak şikâyete bağlıdır. Bu nedenle mağdurun şikâyet hakkını süresi içinde kullanması gerekir. Şikâyetten vazgeçme, dosyanın niteliğine göre yargılamanın sonucunu etkileyebilir. Ancak nitelikli hâllerin varlığı veya daha ağır neticelerin meydana gelmesi durumunda suçun takibi şikâyete bağlı olmaktan çıkabilir.
10. Kasten Yaralama Suçunun Nitelikli Hâlleri
Kasten yaralama suçunun bazı şekillerde işlenmesi, daha ağır cezayı gerektirir. Çünkü bu hâllerde failin eylemi daha tehlikeli, mağdur daha korunmasız veya saldırının toplumsal etkisi daha ağırdır.
a. Üstsoya, Altsoya, Eşe, Boşandığı Eşe veya Kardeşe Karşı Yaralama
Aile ilişkisi içinde işlenen yaralama fiilleri kanun tarafından daha ağır değerlendirilir. Üstsoy, altsoy, eş, boşanmış eş veya kardeşe karşı işlenen kasten yaralama fiilleri, nitelikli hâl kapsamında değerlendirilir.
Bu düzenlemenin temelinde, aile ilişkisi içindeki güven bağının ihlal edilmesi ve mağdurun çoğu zaman faille yakın ilişki içinde bulunmasından kaynaklanan özel korunma ihtiyacı vardır. Boşanmış eşe karşı işlenen yaralama fiillerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada özellikle aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet dosyalarında önem taşır.
b. Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Kişiye Karşı Yaralama
Çocuklar, yaşlılar, ağır hastalar, engelliler, bilinci kapalı kişiler veya ruhsal durumu nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiler, saldırı karşısında daha korunmasızdır. Bu nedenle bu kişilere karşı işlenen yaralama fiilleri daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.
Burada önemli olan mağdurun soyut olarak zayıf olması değil, olay anında kendisini savunamayacak durumda bulunmasıdır. Örneğin uyuyan, baygın olan, sarhoşluk nedeniyle kendisini koruyamayan veya fiziksel engeli nedeniyle saldırıdan kaçamayacak durumda bulunan bir kişiye yönelik yaralama bu kapsamda değerlendirilebilir.
c. Kamu Görevi Nedeniyle Yaralama
Bir kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yaralanması, nitelikli hâl oluşturur. Örneğin polis, zabıta, öğretmen, doktor, hemşire, icra memuru veya başka bir kamu görevlisine görevi nedeniyle saldırılması bu kapsamda gündeme gelebilir.
Burada mağdurun kamu görevlisi olması tek başına yeterli değildir. Yaralama fiilinin kamu göreviyle bağlantılı olması gerekir. Fail, mağdura kişisel husumet nedeniyle saldırmışsa ve saldırının kamu göreviyle ilgisi yoksa bu nitelikli hâl uygulanmayabilir.
d. Kamu Görevlisinin Nüfuzunu Kötüye Kullanarak Yaralaması
Kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanarak yaralama fiilini işlemesi de nitelikli hâl sayılır. Bu durumda fail, kamu görevlisi olmanın sağladığı otorite, güç veya imkânı hukuka aykırı biçimde kullanmaktadır.
Örneğin görevinden kaynaklanan yetkiyi aşarak kişiye fiziksel şiddet uygulayan kamu görevlisi bakımından bu nitelikli hâl tartışılabilir. Bu tür olaylarda ayrıca görevi kötüye kullanma, işkence, kötü muamele veya başka suç tiplerinin oluşup oluşmadığı da somut olaya göre değerlendirilmelidir.
e. Silahla Yaralama
Kasten yaralama suçunun silahla işlenmesi en sık karşılaşılan nitelikli hâllerden biridir. Silah denildiğinde akla yalnızca tabanca veya tüfek gelmemelidir. Bıçak, sopa, taş, cam şişe, tornavida, demir çubuk, makas, kesici veya delici aletler ve somut olayda saldırı veya savunmada kullanılmaya elverişli başka araçlar da silah olarak değerlendirilebilir.
Burada belirleyici olan kullanılan eşyanın olayda ne şekilde kullanıldığıdır. Günlük hayatta sıradan bir eşya olan taş, bardak, sandalye veya kemer, mağdura zarar vermek amacıyla kullanıldığında silah niteliği kazanabilir. Ancak her eşya otomatik olarak silah sayılmaz. Eşyanın niteliği, kullanılış biçimi, mağdurun vücudunda hedef alınan bölge, yaralanmanın ağırlığı ve somut olayın tehlikeliliği birlikte değerlendirilmelidir.
Silahla yaralama hâlinde suçun takibi bakımından şikâyet aranmaz. Failin mağduru bıçakla, tabancayla, sopayla veya benzeri bir araçla yaralaması hâlinde yargılama daha ağır bir hukuki çerçevede yürür.
f. Canavarca Hisle Yaralama
Canavarca hisle yaralama, failin sıradan bir kavga veya öfke hâlinin ötesinde, mağdura acı çektirme, eziyet etme, insanlık dışı bir saldırı gerçekleştirme iradesiyle hareket ettiği durumlarda gündeme gelir. Bu hâl, uygulamada dar yorumlanması gereken ağır bir nitelikli hâldir.
Her ağır yaralama otomatik olarak canavarca hisle işlenmiş sayılmaz. Failin davranış biçimi, mağdura yönelik tutumu, saldırının yoğunluğu, saldırının gereksiz yere uzatılması, mağdura eziyet edilmesi veya insanlık dışı bir yöntem kullanılması gibi hususlar birlikte değerlendirilir.
11. Kadına Karşı Kasten Yaralama
Kadına karşı işlenen kasten yaralama fiilleri, son yıllarda ceza hukuku bakımından özel önem kazanmıştır. Özellikle aile içi şiddet, boşanma süreci, eski eş veya partner şiddeti, ısrarlı takip ve tehdit ile birlikte ortaya çıkan yaralama olayları uygulamada sık görülmektedir.
Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikteki yaralamalarda dahi mağdurun kadın olması hâlinde cezanın alt sınırı bakımından daha ağır bir düzenleme öngörülmüştür. Bu, kadına yönelik şiddetle mücadele politikasının ceza hukukundaki yansımalarından biridir.
Ancak her olayda hukuki nitelendirme dikkatli yapılmalıdır. Mağdurun kadın olması, fiilin niteliğini otomatik olarak değiştirmez; fakat kanunda öngörülen özel düzenlemeler nedeniyle ceza miktarı, soruşturma usulü, koruma tedbirleri ve tutuklama değerlendirmesi bakımından önem taşıyabilir.
12. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama
Kasten yaralama fiili bazen failin kastettiğinden daha ağır sonuçlar doğurabilir. Fail mağduru yaralamak istemiştir; ancak meydana gelen sonuç, basit yaralamanın çok ötesine geçmiştir. Bu durumda neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri gündeme gelir.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamada failin temel fiile ilişkin kastı vardır. Yani fail mağduru kasten yaralamıştır. Ancak daha ağır netice bakımından failin en azından taksir derecesinde kusurlu olması gerekir. Failin hiç öngöremeyeceği, kendisine objektif olarak yüklenemeyecek bir sonuçtan sorumlu tutulması mümkün değildir.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hâllerine örnek olarak şunlar gösterilebilir:
Mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması,
Konuşmasında sürekli zorluk meydana gelmesi,
Yüzünde sabit iz oluşması,
Yaşamını tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması,
Gebe kadına karşı işlenip çocuğun vaktinden önce doğmasına neden olunması,
Mağdurun iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesi,
Duyularından veya organlarından birinin işlevini tamamen yitirmesi,
Konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybolması,
Yüzünün sürekli değişmesi,
Gebe kadının çocuğunun düşmesi,
Kemik kırığı veya çıkığı meydana gelmesi,
Yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi.
Bu hâllerin her biri, basit yaralama dosyasından çok daha ağır hukuki sonuçlar doğurur. Özellikle yüzde sabit iz, yaşam tehlikesi, organ işlev kaybı ve ölüm neticesi bakımından adli tıp raporları büyük önem taşır.
13. Yüzde Sabit İz ve Yüzde Sürekli Değişiklik
Kasten yaralama dosyalarında en çok tartışılan konulardan biri yüzde sabit izdir. Yüzde sabit iz, mağdurun yüz bölgesinde ilk bakışta dikkat çeken, iyileşme süreci sonunda kalıcı nitelik taşıyan izdir. Bu izin estetik olarak rahatsız edici olup olmaması, mağdurun yüz bütünlüğünü ne ölçüde etkilediği ve kalıcılığı adli değerlendirme gerektirir.
Yüzde sabit iz ile yüzde sürekli değişiklik aynı şey değildir. Yüzde sabit iz daha hafif nitelikte bir ağırlaşmış sonuç iken, yüzde sürekli değişiklik daha ağır bir neticedir. Örneğin basit bir çizik sabit iz oluşturabilirken, yüzün genel görünümünü kalıcı biçimde değiştiren ağır deformasyonlar yüzde sürekli değişiklik kapsamında değerlendirilebilir.
Bu ayrım ceza miktarı bakımından ciddi sonuç doğurduğu için raporların açık, gerekçeli ve denetime elverişli olması gerekir.
14. Yaşamı Tehlikeye Sokan Durum
Yaralama fiili mağdurun yaşamını tehlikeye sokmuşsa neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama gündeme gelir. Burada mağdurun mutlaka ölmesi gerekmez. Önemli olan, yaralanmanın tıbben yaşamı tehlikeye sokacak nitelikte olmasıdır.
İç kanama, hayati organ yaralanması, beyin kanaması, ciddi damar yaralanması, solunum riskleri veya yoğun bakım gerektiren travmalar bu kapsamda değerlendirilebilir. Yaşam tehlikesi değerlendirmesi tıbbi bilgi gerektirir; ancak bu tıbbi tespit hukuki nitelendirme bakımından mahkeme tarafından dosya bütünüyle birlikte ele alınır.
15. Kemik Kırığı veya Çıkığı
Kasten yaralama sonucunda kemik kırığı veya çıkığı meydana gelmesi hâlinde ceza artırılır. Burada kırığın veya çıkığın hayat fonksiyonlarına etkisi önemlidir. Her kırık aynı ağırlıkta kabul edilmez. Parmak kırığı ile kafatası kırığı aynı şekilde değerlendirilemez.
Adli raporda kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi hafif, orta veya ağır şekilde değerlendirilebilir. Bu değerlendirme ceza miktarına doğrudan etki eder. Bu nedenle kırık veya çıkık bulunan dosyalarda raporun ayrıntılı olması, hangi kemiğin etkilendiğinin, kırığın niteliğinin ve fonksiyonel etkisinin açıkça belirtilmesi gerekir.
16. Kasten Yaralama Sonucu Ölüm
Kasten yaralama sonucu ölüm, kasten yaralama suçunun en ağır neticelerinden biridir. Bu durumda failin amacı öldürmek değil, yaralamaktır; ancak yaralama fiili ölüm sonucunu doğurmuştur.
Bu suçun oluşabilmesi için öncelikle kasten yaralama fiili bulunmalıdır. İkinci olarak ölüm neticesi meydana gelmelidir. Üçüncü olarak yaralama fiili ile ölüm arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Dördüncü olarak failin ölüm neticesi bakımından en azından taksir derecesinde kusuru olmalıdır.
Örneğin failin mağdura yumruk atması sonucu mağdurun düşerek kafasını zemine çarpması ve ölmesi hâlinde, olayın özelliklerine göre kasten yaralama sonucu ölüm, taksirle öldürme veya başka bir hukuki nitelendirme gündeme gelebilir. Burada mağdurun düşme biçimi, failin eyleminin ağırlığı, mağdurun sağlık durumu, ölüm neticesinin öngörülebilirliği ve illiyet bağı dikkatle araştırılır.
Eğer failin öldürme kastı varsa bu durumda kasten yaralama sonucu ölüm değil, kasten öldürme suçu gündeme gelir. Bu nedenle failin kastının doğru belirlenmesi dosyanın kaderini değiştirir.
17. Kasten Yaralama Suçunda Hukuka Uygunluk Nedenleri
Her yaralama fiili suç oluşturmaz. Bazı durumlarda kişinin bedenine yapılan müdahale hukuka uygun olabilir.
a. Meşru Savunma
Meşru savunma, kasten yaralama dosyalarında en çok ileri sürülen hukuka uygunluk nedenlerinden biridir. Kişi kendisine veya başkasına yönelen haksız bir saldırıyı defetmek amacıyla zorunlu ve orantılı şekilde karşılık verirse, fiil hukuka uygun kabul edilebilir.
Ancak meşru savunmanın kabulü için saldırının haksız olması, saldırının devam ediyor veya gerçekleşmesi muhakkak olması, savunmanın saldırıyı defetmeye yönelik bulunması ve savunma ile saldırı arasında ölçü bulunması gerekir. Saldırı bittikten sonra intikam amacıyla yapılan eylemler meşru savunma sayılmaz.
b. İlgilinin Rızası
Bazı spor faaliyetleri, tıbbi müdahaleler veya hukuken kabul edilen riskli faaliyetlerde kişinin rızası önem taşır. Örneğin kurallar içinde yapılan bir boks müsabakasında rakibe vurmak, kural sınırları aşılmadıkça kasten yaralama suçu oluşturmaz. Ancak spor kuralları dışında, kasten ve haksız şekilde zarar verilirse ceza sorumluluğu gündeme gelir.
Tıbbi müdahalelerde de hastanın rızası ve tıbbi gereklilik bulunması hâlinde müdahale hukuka uygun olabilir. Ancak rıza olmadan veya tıbbi standarda aykırı şekilde yapılan müdahaleler farklı hukuki ve cezai sorumluluklara yol açabilir.
c. Kanun Hükmünün Yerine Getirilmesi
Bazı durumlarda kamu görevlileri kanunun verdiği yetki çerçevesinde zor kullanabilir. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Zor kullanma yetkisinin ölçülü, gerekli ve hukuka uygun olması gerekir. Yetkinin aşılması hâlinde kasten yaralama, kötü muamele, işkence veya başka suçlar gündeme gelebilir.
18. Kasten Yaralama Suçunda Şikâyet
Kasten yaralama suçunda şikâyet meselesi, yaralamanın niteliğine göre değişir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır. Mağdur, kanuni süre içinde şikâyetçi olmazsa soruşturma ve kovuşturma imkânı ortadan kalkabilir.
Buna karşılık temel yaralama, nitelikli yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hâllerinde çoğu durumda şikâyet aranmaz. Savcılık suçu öğrendiğinde re’sen soruşturma yapabilir. Mağdurun sonradan şikâyetten vazgeçmesi de her dosyada davayı sona erdirmez.
Bu nedenle kasten yaralama dosyalarında ilk yapılması gereken şey, fiilin hangi fıkra kapsamında kaldığını doğru belirlemektir. Çünkü şikâyet, uzlaştırma, kamu davası, ceza miktarı ve yargılama usulü bu nitelendirmeye göre değişir.
19. Uzlaştırma
Kasten yaralama suçlarında uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, suçun hangi hâliyle işlendiğine göre belirlenir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama ve bazı temel hâller bakımından uzlaştırma gündeme gelebilirken, nitelikli hâller ve daha ağır neticeler bakımından uzlaştırma çoğu zaman uygulanmaz.
Örneğin silahla yaralama, kamu görevi nedeniyle yaralama veya beden ya da ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı yaralama gibi nitelikli hâllerde dosya daha ağır bir hukuki rejime tabi olur. Bu nedenle yalnızca “yaralama dosyası” demek yeterli değildir; olayın hangi madde ve fıkra kapsamında kaldığı mutlaka incelenmelidir.
20. Kasten Yaralama Suçunda Deliller
Kasten yaralama dosyalarında deliller son derece önemlidir. Çünkü olaylar çoğu zaman ani kavga, aile içi tartışma, sokak olayı veya kapalı ortamda gerçekleşen saldırı şeklinde ortaya çıkar. Bu nedenle delillerin hızlı toplanması gerekir.
En önemli delillerden biri adli rapordur. Mağdurun yaralanma derecesi, BTM kapsamında kalıp kalmadığı, kemik kırığı bulunup bulunmadığı, yaşam tehlikesi, yüzde sabit iz, organ işlev kaybı gibi hususlar adli raporla belirlenir.
Bunun yanında kamera kayıtları, tanık beyanları, olay yeri görüntüleri, fotoğraflar, mesaj kayıtları, önceki tehditler, hastane kayıtları, kolluk tutanakları ve tarafların beyanları da dosyanın aydınlatılmasında önem taşır.
Özellikle kamera kaydı bulunan olaylarda kayıtların zaman kaybetmeden temin edilmesi gerekir. Çünkü birçok işyeri veya apartman kamerası kayıtları kısa süre içinde silmektedir. Bu nedenle delil tespiti bakımından hızlı hareket edilmesi büyük önem taşır.
21. Uygulamada Sık Karşılaşılan Örnekler
Bir kişiye tokat atılması ve yüzde kızarıklık oluşması, olayın niteliğine göre basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir kasten yaralama sayılabilir.
Yumruk sonucu burun kırığı meydana gelmesi hâlinde kemik kırığı nedeniyle ceza artırımı gündeme gelebilir.
Bıçakla bacağa darbe vurulması, silahla kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilir. Ancak darbenin yeri, derinliği, hayati tehlike oluşturup oluşturmadığı ve failin kastı ayrıca incelenir.
Kişinin merdivenden itilmesi sonucu kafa travması geçirmesi, basit bir itme olarak geçiştirilemez. Olayın koşullarına göre temel yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama veya daha ağır suçlar tartışılabilir.
Kavga sırasında yere düşen mağdurun başını çarpması ve ölmesi hâlinde, failin kastı, fiilin ağırlığı, ölüm neticesinin öngörülebilirliği ve illiyet bağı ayrıntılı şekilde değerlendirilir.
Kamu görevlisine görevi nedeniyle saldırılması hâlinde, sıradan yaralama değil, nitelikli yaralama gündeme gelebilir.
Eş, boşanmış eş, üstsoy, altsoy veya kardeşe karşı yaralama hâlinde aile ilişkisinden kaynaklanan nitelikli hâl uygulanabilir.
22. Sonuç
Kasten yaralama suçu, yalnızca “kavga” veya “darp” şeklinde basitçe açıklanabilecek bir suç tipi değildir. Bu suçun oluşup oluşmadığı, yaralamanın derecesi, mağdurun kimliği, failin kastı, kullanılan araç, olayın gerçekleşme biçimi ve meydana gelen sonuç birlikte değerlendirilmelidir.
Bir olayda basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama söz konusu olabilirken, başka bir olayda aynı şekilde başlayan bir kavga yüzde sabit iz, kemik kırığı, yaşam tehlikesi veya ölüm neticesi nedeniyle çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kasten yaralama dosyalarında adli rapor, kamera kaydı, tanık anlatımı ve olayın bütün koşulları titizlikle incelenmelidir.
Kasten yaralama ile öldürmeye teşebbüs arasındaki ayrım da uygulamada büyük önem taşır. Bu ayrım yalnızca kullanılan araca veya yaralanmanın ağırlığına göre değil, failin kastını gösteren tüm belirtilere göre yapılmalıdır.
Sonuç olarak kasten yaralama suçu, kişinin vücut dokunulmazlığını, sağlığını ve algılama yeteneğini koruyan temel suç tiplerinden biridir. Sağlıklı bir hukuki değerlendirme yapılabilmesi için olayın yalnızca dış görünüşüne değil, fiilin işleniş şekline, meydana gelen neticeye ve failin kastına dikkat edilmelidir.
Turkish
English
Russian
العربية
German